6 Aralık 2013 19:19
-A +A
Selim GÜLTEKİN

Uzman Eğitimci Davut Akpınar’ın “Eğitim Üssü” Adlı Yazısına İstinaden…

Uzun yıllar eğitim alanında hizmet etmiş, öğretmenlik mesleğinde on beş yıllık hatırı sayılır bir zaman dilimini geride bırakmış biri olarak bu alanda az çok görüş beyan etmemin kabullenilebilecek bir durum olduğu kanaatinden cesaret alarak, bu yazıyı kaleme almamda bir sakınca görmediğimi beyan etmekle işe başlamak istiyorum.

Çok Değerli Uzman Eğitimci Davut Akpınar Hocamın, eğitimle ilgili son makalesinde açıklıkla ifade ettiği bütün görüşlere – ki Anadolu Lisesinin benim okulum olmasının bununla pek bir ilgisi yok- katılmamamın mümkün olmadığını belirtmek isterim.
        Dünyada hiçbir mesleğin öğretmenlik mesleği kadar meşakkatli, sorumluluk gerektiren, mesuliyeti büyük, fedakârlık isteyen, azim gerektiren bir meslek olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle bu konuyla ilgili ilgisiz herkesin, bu hususu dikkate alarak, öğretmenlik mesleğine, daha doğrusu öğretmenlik makamına yaklaşmasını isterim. Çünkü hem dinen hem de kamuoyu tarafından kabul görmüş ve onurlandırılmış bu makama (Son zamanlarda yapılan küçük düşürücü polemikleri saymazsak) zedeleyici bir takım yaklaşımlarda bulunulacağını zannetmiyorum.
        Evet, öğretmenlik kutsal bir meslektir. Ancak her meslekte olabildiği gibi bizim meslekte de bir takım istisnaların çıkabileceğini göz ardı etmemek gerekir.
        Tabii ki benim burada asıl anlatmak istediğim bu değil. Öğretmenlik mesleğinin değerini tartışmaya bile gerek yok. Ben inanıyorum ki vicdan sahibi bir öğretmen, bu işin zorunluluktan ziyade bir gönüllülük işi olduğunu düşünüp ona göre hareket etmektedir.  Özellikle Çelikhan’ımızda görev yapan bütün öğretmenlerin mevcut mesailerinin dışında eğitim ve öğretime katkıda bulunmak için canla başla mücadele ettiğine birçoğumuz şahit olmuşuzdur. Ki eğitim seviyemizin il bazındaki değerlendirmelerde ne derece yüksek olduğu herkesçe aşikârdır. Peki, ama yeterli midir, öğretmenlerden daha fazla verim alınabilir mi? Ben yazımın başında da belirttiğim gibi meslekte on beş yılımı doldurmama rağmen eğer hala ilk senelerdeki idealizmimi, heyecanımı koruyabilmişsem bunu her öğretmenin yaptığına ve yapacağına da inancım sonsuzdur.
      Uzman Eğitimci Davut Akpınar Hocamızın makalesinde belirttiği gibi “Çalışmayan öğretmen yoktur, çalıştırılmayan öğretmen vardır.” Sözüne katılmamak mümkün değildir. Yeter ki öğretmen bir nebze de olsa emeklerinin karşılığını alabilsin. Tabii ki emeğin karşılığı maddiyat olmak zorunda değildir. Bir teşekkürdür, tatlı bir sözdür, bazen de küçük bir gülümsemedir. Bu noktada idarecilere iş düşer mi? Sorusunun cevabını siz değerli okurlarımıza bırakıyorum. Ancak şunu da söylemeden geçemiyorum. Eğer bir idareci (Sadece eğitim kurumlarından değil bütün kurumlardan bahsediyorum.) İdare nasıl olur, idare etmek için hangi yetilere sahip olmak gerekir, idarecilik liderlik vasfı gerektirir mi, her yazılı sınavı kazanandan idareci çıkar mı, idareci sadece kanun ve yönetmelikleri uygulamakla mı yükümlüdür, idareci personele örnek olmalı mıdır, idarecilik demek sakalı uzamış diye veya bir iki dakika geç kaldı diye personele fırça çekmek midir?... Bunun gibi daha birçok soru… Hadi bunları da geçtim. Ya ben ne söylemişsem doğru söylemişimdir. Bu konuda tabii ki ben haklıyım. Biz bir şey biliyoruz da söylüyoruz. Benim yıllarım bu meslekte geçti benim kadar mı bileceksiniz? V.b. daha birçok kalıplaşmış, kısır ifadeler… Peki ya hiç alakadar olmadığı bir branşta ahkâm kesmek, kararlar vermek ve müdahalelerde bulunmaya ne demeli. Sözü daha fazla uzatmak istemiyorum. Ben şunu bilir, şuna inanırım: Eğer bir idareci personelini idare edebiliyorsa ne ala. Ama personel idareciyi idare ediyorsa… Gerisini sizlere bırakıyorum.

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

arife CEVAP

17:45 15 Aralık 2013

adsız kahraman arif diye link atan sokakaları karla dolu kafalar iyi galiba. okuduğunu anlamayan..
1000

öğretim

21:24 13 Aralık 2013

ipi müdür yardımcısında olan müdr şahıslar ; yardımcı kimi işaret ediyorsa onu cephe alan müdürler varsa yazıklar olsun onlara!..okul türkiyede birinciolsa ne yazar! ilim önce kendin ..!
1000

arif

21:00 13 Aralık 2013

bravoo selim hocam, cesur bir yazı olmuş. davut hocaya karşı bu kadar sert bir yazı yazmanızı takdir ediyorum. ben anadolu lisesi idarecisi olsaydım uzman öğretmenin yazısına tepki gösterirdim. davut hocanın hala sus pus olup karşı yazı yazmamsıda ilginç. nerdesin uzman öğretmen, küçük okulun büyük müdürü, adsız kahraman...
1000

müdr

16:31 13 Aralık 2013

eğer bir okulu müdür değil müdür yardımcısı yönetiyorsa ; o müdür o okuldan derhal çekilmeli. başarılı okulmuş değilmiş o kadarda.!!
1000

İdareci

10:33 13 Aralık 2013

Evela Selim hocayı tespit ve tenkitlerinden dolayı kutluyorum.İdareci olmak ahkam kesmek,dediğim dedik,en doğrusunu ben bilirim,en iyisini ben yaparım demek değildir elbette.İdarecilik:idare etmek,yönetmek ve başarmak gibi bir çok olguyu içinde barındıran bir yapıdır.Ha idarecilerimiz bu vasıfları taşıyor mu?derseniz,bana göre çok az idarecimiz bunların farkında.Yine de karamsar olmak istemiyorum.İnşallah kısa süre de tüm idarecilerimiz idare etmenin olgunluğuna varıp ona göre kendilerine bir yön belirler.
1000
İlk Sayfa 1 2 3 4 5 Son Sayfa
Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Duyurular
Linkler
  • Ekonomi

Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
2013 www.celikhanajans.com tüm hakları saklıdır. Softmedya Haber Scripti Yazılımı