7 Mart 2014 18:36
-A +A
Selim GÜLTEKİN

TAZİYE EVİ, ŞENLİK EVİ...!!!?

Böyle bir başlık atmama ilk başta ben de çok şaşırdım. Ancak, beni buna iten sebepleri düşündükçe yazıya böyle bir başlık atmamın kaçınılmaz bir durum olduğunu yazıyı okudukça sizler de anlayacaksınız.

Şüphesiz ki geleneklerimiz atalarımızın mirasıdır. Uzun tecrübelerden sonra oluşmuş değerlerimizdir. Toplumu toplum yapan öğelerin başında gelir. Bu nedenle geleneklerimize sahip çıkmak, onları yaşatmak, bizlerin en asli görevlerindendir. Gel gelelim geleneklerimizin ne derece aslını koruduğu, eskiden beri tartışıla gelen bir durumdur. Bu noktada tabii ki kendini yetiştirmiş, ilim, irfan sahibi büyüklerimizin düşüncelerine başvurmak gerekir. Ancak geleneklerimizin ne derece değiştirildiğinin, aslından uzaklaştırıldığının benim gibi bu konuda fazla bilgisi olmayan insanların bile farkında olduğu, ancak pek fazla dillendiremediği bir konudur. Örnek mi? Gerçekten de yaşanmadan bilinmez. Taziyelerde insanlarımızın ne kadar duyarlı, yardımsever, fedakâr olduğu herkesçe aşikârdır. Belki de sadece Türkiye’nin değil, dünyanın hiçbir yerinde Çelikhan’daki bu dayanışmayı göremezsiniz. Kesinlikle takdire şayan bir durumdur. Kaldı ki bu durum bana göre sadece erkekler için geçerlidir. Taziyelerde kadınların takdir edilecek, “helal olsun” denilecek tarafları yok mudur? Elbette ki vardır. Bunları kesinlikle inkâr edemeyiz. Ancak bizzat şahit olduğum, sağdan, soldan duyduğum, öyle ilginç, öyle rahatsız edici, öyle trajik-komik hareketleri var ki, zaman zaman, “yuh be, bu da yapılmaz ki” dememek için kendimi zor tutuyorum. Mesela, taziyelerde kadınların ağıt yakmasını, türküler söylemesini “acısı var, içini dökmesi gerekir” diye bir nebze de olsa anlarım. Ama bu birinci gün olur, bu ikinci gün olur, hadi bu üçüncü gün olur. Ama Allah için, on gün, yirmi gün sonra gelip de salya sümük ağlamanın, ortalığı bir birine katmanın ne anlamı var. Zaten dinen de ağıt yakıp, türküler söylemenin caiz olduğunu zannetmiyorum.
         Yine küçük bir örnek: Taziyeye gitmiş bir kadın için o an sizce en değerli şeyi nedir? Çantasındaki parası mı? Tabii ki hayır. Koluna taktığı sıra sıra bilezikleri mi? Yok. Evet, evet bildiniz. Tabii ki ayakkabıları. Be kadın ayakkabılarını banyoya sakladın bişi demedik, balkon demirlerinin üzerine koydun, üzerini de içeriden aldığın masa örtüsüyle kapattın ona da bişi demedik. Olmadı mutfaktaki yayık makinesinin içine koydun hadi o da tamam. Allah aşkına ayakkabıları alıp da yatak odasına götürüp saklamak ne demek ya. Azıcık vicdan be bacım ya. Tamam, üç dört gün boyunca geldiniz oturdunuz, yediniz, içtiniz. Sizin taziye sahiplerine hizmet etmeniz gerekirken onlar size hizmet etti. Amenna. Üç öğün yemeğinizi yediniz, çaylarınızı içtiniz, olmadı meyvenizi yediniz, olmadı yatıya kaldınız. Kim nerede, ne yapıyor; kim kiminle nasıl ağlıyor?  gibi taze haberleri de kaydettiniz. E hani misafirlik de en fazla üç gündü… Hiç mi düşünmezsiniz bu adamların acısı tazedir. Onlara sıkıntı vermektense aksine yardımcı olmak gerekir, acılarını hafifletmek gerekir diye. Hadi olmadı, tamam. Bunların hepsini geçtim. E artık taziye yerinde de siyaset yapılmasına kimse “dur!” demese de ben “dur!” derim arkadaş. Siyasetinizi gidin evinizde, işyerinizde, arkadaş ortamlarında yapın. Taziye evi siyaset yapılacak bir ortam değildir.
        Sözüm odur ki, acımızı paylaşan, sıkıntılarımıza ortak olan, ufak da olsa bu süreçte bizlere yardımcı olan, bizleri yalnız bırakmayan büyük-küçük herkese sonsuz teşekkür ediyorum. Vefat eden babaannem Emine Gültekin’in herkes tarafından sevilir, sayılır, değerli, oturaklı bir Anadolu kadını olduğu herkesçe aşikârdı. Zaten taziye ziyaretine sadece Çelikhan’dan değil birçok yerden gelen yüzlerce ziyaretçi onun ne kadar hatırı sayılır bir insan olduğunun göstergesiydi. Allah günahlarını affetsin, mekânını cennet eylesin, ahrette onun yar ve yardımcısı olsun inşallah.
      Sonuç olarak bu anlamda en büyük dileğim odur ki, taziye ziyaretlerinde erkeklerin göstermiş olduğu anlayış ve fedakârlık sadece erkeklere mahsus kalmasın, bayanlar da bu taziye ziyaretlerinde gerekli hassasiyeti ve anlayışı göstersin. Yakın zamanda böyle bir durum yaşadığımız için kendimizden örnek vermek zorunda kaldık ama amacım bütün taziye sahiplerinin duygularına tercüman olmaktı. Sağlıcakla kalın…

Anahtar Kelimeler : taziye, şenlik, ev, Çelikhan,
Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

kadir korkmaz

20:35 17 Mayıs 2014

Konuyu guzel anlatmışsın selim hoca.Lakin burası çelikhan .kadnlara da bir taziye evi yapılmazsa bu ayakkabılar siyah poşette buzdolabına kadar gider.
1000

gftyuh

19:10 26 Nisan 2014

Sonuna kadar haklısınız hocam.
1000

kuş

13:19 12 Nisan 2014

bence hocam bu konuda haklı
1000

H.KARAKUŞ

09:55 12 Mart 2014

Herkes kendi penceresinden bakıyor hadiseye. Hepside haklı, lakin Selim Bey hakikaten kimse tarafından dile getirilemeyen fakat çoğununda muzdarip olduğu bir konuya temas etmiş. Taziye evleri insanların taziyelerini yaşadıkları ve gelenlerinde taziye sahiplerine destek oldukları yerlerdir. Fakat Selim Beyinde söylediği gibi iş mecrasından çıkmış durumda. (Sadece Çelikhan'da değil bir çok yerdede malesef durum böyle) Taziye evlerini şenlik evlerine çevirmeyelim.... Saygılarımla.
1000

Abdullah YELKEN

18:34 8 Mart 2014

dünya kadınlar günüymüş, editör Selim'in umurunda mı? güya gelenek görenek miş git be kardeşim muhalefet olacaksınız ya illa karalayacaksınız ya el insaf nasıl bir düşünceye sahip olduğunuz bir adım ileriye gitmeyeceğiniz bu karalama siyasetinizden belli. 60 yıldır sizin gibi düşünceye sahipler güzelim Çelikhanımıza ne yaptılarsa bumdan sonrada aynısını yaparsınız bir dönemde 60 yılda yapılamayanları takdir edip destekleyeceğinize ancak köstek olursunuz aklınızla bin yaşayın diyecem ama ....
1000
İlk Sayfa 1 2 Son Sayfa
Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Alıntı Yazarlar
Anket

Duyurular
Linkler
  • Ekonomi

Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
2013 www.celikhanajans.com tüm hakları saklıdır. Softmedya Haber Scripti Yazılımı