12 Ocak 2017 17:19
-A +A
Mehmet Ali

Mekke’nin Fethi...

İnsanlığı ve özelde kendi kavmi olan Mekke ahalisini Tek, Eşsiz, Benzersiz, ortaksız; Rahman ve Rahim; Aziz ve Hamid olan Allah’a davet ettiği için;

Ölen babalarının eşleri ile evlenmenin iğrenç olduğunu, çocukları diri diri toprağa gömmenin canilik olduğunu, içki, kumar, fal okları ve putların şeytan işi birer pislik olduğunu ifade ettiği için; 
Yetimin, dulun fakirin, kimsesizin, güçsüzün yanında yer alarak güç sahiplerinin karşısına dikildiği için; 
Dahası Mekkelilerin can damarı olan ticaret ahlaklarına, zenginlik kaynaklarına, karaborsalarına, aldatma stratejilerine, faiz ve tefeciliklerine karşı çıktığı için; deli, mecnun, şair, kâhin gibi sözel saldırıların akabinde, fiili saldırılar, boykotlar, hakaretler eziyetler ve daha neler neler…
Allah’ın arzı genişti Ve Allah sadece Mekke’nin değil bütün Âlemlerin Rabbiydi.
Âlemler Resulullah için değil bilakis o âlemlere rahmet olsun diye gönderilmişti madem Medine’de onu bekleyen yürekler vardı. 
Çıkarken Mekke’ye döndü ve “Ey Mekke kavmim beni senden çıkarmasaydı…” Sözleri yurtlarından sürgün edilenlerin kavrayabileceği derinlikte ve acının kelimelere dökülen heykelleriydi.
Kendi yurdundan çıkarılmak, öz yurdunda gariplik öz vatanında sürgün olmak…
Şahsi, ailevi, maddi ve dünyevi değil aksine Allah’ın dilemesi, iman ve ahiret için her şeyden vazgeçmekti Hicret… Her şeyi geride bırakıp yeniden başlamaktı. 
Resulullah ve Ebubekir (ra) bu hüzün ile yürürken “la tahzen” dökülecekti vahyin mürekebbinden… Üzülme, üzülme; üzülme ki “Sana Kuranı farz kılan, seni döndürülecek olan yere döndürecektir.”
Bu ayetin inzalinin üzerinden 8 yıl geçmişti aradan…
Tedbir ve tevekkül… 
Bir hazırlık vardı. Hz. Ebubekir, kızı Hz. Aişe’ye bu hummalı hazırlığın sebebini sorduğunda Peygamber eşinin bile bilmediği bir hazırlıktı. Tedbir ve tevekkülü yaşayarak ümmetine öğreten Peygamber Efendimiz (sav) tedbir olsun diye yapıyordu bunu. 
Yapılan hazırlıklar duyurulursa Mekke ahalisi karşı hazırlığa geçer, savaş için önlemlerin arttırılması ile can kaybı da daha fazla olur endişesi ile bu tedbir can kaybını önlemek için alınıyordu. 
Vefa ve affetmek iki kardeş kelime…
Medine’de olanları Mekke’deki akrabalarına haber vermek için ulak gönderen Hatıb b. ebi Belta adındaki sahabinin yaptığı casusluk ortaya çıkınca Peygamber Efendimiz bırakın Ebi Belta’yı o bizimle Bedir savaşına katıldı diyerek eski günler hatırına affetmişti.
Rahmet Peygamberi Rahmet Emirleri verir…
Mekke’nin kadınlarına dokunmayın!
Mekke’nin Çocuklarına dokunmayın!
Mekke’nin hayvanlarını öldürmeyin!
Mekke’nin ağaçlarını kesmeyin!
Mukavemet etmeyene kılıçlarınızı göstermeyin… 
Küçük ve önemsiz birkaç çarpışma dışında zayiat verilmeden İslam ordusu artık Haremi Şeriftedir. 
Bu emirler bu gün bile sözüm ona uygar ve medeni milletlerin ulaşabildiği (ulaşamadığı) seviyenin çok üstündedir. 
Nihayet Mekke Fethedilmiştir…
Peygamber Efendimiz kibirli bir devlet başkanı, mağrur bir komutan edasıyla değil, nübüvvet görevini hiç unutmadan, devesinin yularına eğilmiş bir vaziyette, tevazu ile “ el ayşu ayşu-l ahira” (asıl hayat ahiret hayatıdır) Sözlerini söyleyerek Mekke’nin sokaklarından Harem-i Şerife doğru ilerliyordu. 
Hak Gelince Lat ve Menat toz olmaya mahkûmdur.
Kâbe’de tavaf ederken Resulullah’ın dilinden dökülen “ Hak geldi batıl zail oldu” ayeti Celile’siydi. 
Hak gelince batıl yok olmaya mahkûmdur...
İlah gelince ilahcıklar bitmeye mahkûmdur…
Vahiy olunca şeytanın evham, vesvese ve ilhamı yok olmaya mahkûmdur…
Allah Resulü Mekke’yi fethetmişse Mekke’nin sokaklarında cahiliye, Kâbe’nin avlusunda putlar yok olmaya mahkûmdur…
Sadık Kardeşin oğlu…
Daha 8 yıl öncesinde kendisine her türlü hakaret ve işkenceyi yapan, kendisini yurdundan çıkaranlar Kabenin avlusunda sıralanmış “Ey sadık kardeşin oğlu sen bize ne yapacaksın, bizim hakkımızdaki hükmün nedir” sorusuna Resulullah, peygamberlere yakışan bir tavır ile “hepiniz serbestsiniz ve evinize dönebilirsiniz” sözleri ile cevap verdi. 
Uhud’da Hz. Hamza’yı öldürterek müsle yaptıran Hind ve Ebu Cehil’in oğlu İkrime bile o gün Resulullah’ın âlemlere rahmet olarak gönderildiğine bizzat şahit oldular. 
Rabbim bizlere, savaş zamanlarında dahi tedbir, tevekkül, tevazu, rahmet, vefa, affetme düsturlarını terk etmeyen Resulullah’ı anlamayı ve bizlere onun gibi yaşamayı nasip eylesin...
Rabbim bu düsturları unutan insanlığa, insani değerleri yeniden hatırlatmak amacıyla, bütün dünyayı fethetmeyi “Kuran ve Sünnet Müslümanlarına” nasip eylesin… 
 
Çelikhan Vaizi Mehmet Ali Çetinkaya

Anahtar Kelimeler : çelikhan, vaiz, çetinkaya,
Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

serdar Atlı

23:41 13 Ocak 2017

kaleminize ve yüreğinize sağlık Hocam
1000
Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Anket

Duyurular
Linkler
  • Ekonomi

Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
2013 www.celikhanajans.com tüm hakları saklıdır. Softmedya Haber Scripti Yazılımı