17 Ocak 2023 22:39
-A +A
Bilal Karadağ

Taklitçilikle Nereye Kadar

Genel olarak okuldan aldığımız bilgiden öteye gitmiyoruz. “Kültürümü geliştireyim, topluma faydalı olayım” diye bir düşünceye kapılmıyoruz.

Kitap okumuyor, elimizi gazetelere uzatmıyor, dergilere göz atmıyoruz.
Sadece “İstikbalimi nasıl kurtarabilirimin derdindeyiz. İstikbal de lazım ama kültürsüz, bilgisiz, niteliksiz, teknolojisiz istikballe nereye kadar? 
İlmin sonu olmadığını hepimiz biliyoruz.
Ömrünü ilim tahsil etmekle geçiren İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin; “Bilmediklerimi ayağımın altına koysam, başım arşa değer” cümlesi, ilmin sonsuzluğunu ispatlıyor.
Öyleyse Hz. Ali’nin ifadesiyle, beşikten mezara kadar ilim öğrenmek zorundayız.
Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ilk ayeti olan “Oku! Rabb’inin adıyla oku” öğretisini rehber edinmeliyiz. 
Atalarımızın; “İlim Çin’de de olsa git öğren” cümlesini yaşamımızın her anına ilmek ilmek işlemeliyiz.    
Hz. peygamber efendimiz (sav)in, “Âlimin uykusu cahilin ibadetinden hayırlıdır” sözünü baz almalıyız.
Okuyan toplumların uzaya gittiğini biliyoruz. Biz neden gidemiyoruz diye hayıflanmıyoruz.  
Garp âlemi, okumakla elde ettiği teknoloji sayesinde daha çok gelişiyor, sürekli yeni buluşlara imza atıyor. Sadece seyrediyoruz biz. Onlar üretiyor, biz tüketiyoruz.   
Okumaya, araştırmaya meyletmediğimiz için sosyal yaşamda geri kaldığımız gibi, manevi hayatta da sınıfta kalmışız.
Geri kaldığımız içindir ki; ibadetlerimizi bile kaynağından öğrenmiyor, birilerine bakarak yapıyoruz. Yani taklitçilikten öteye gidemiyoruz. 
Birçoğumuz vakit namazlarımızı eda ediyor ama niçin eda ettiğimizin bilincinde değiliz.
Oruç tutuyor, hacca gidiyor ve benzer birçok ibadetlerimizi yapıyoruz, lakin okumadan, araştırmadan, kaynağından öğrenmeden körü körüne yapıyoruz.
Niye yapıyoruz, sebebi nedir, ben kimim, nereden geldim, nereye gidiyorum, hiç yoktan nasıl var oldum, yaratılış gayem nedir? Bütün bunları düşündük mü hiç?
Hayır…  
Yüzmeyi öğrenmeden körü körüne denizin dibine dalıveriyoruz. Kurtulabilirsek ne ala, kurtulamazsak “haydan gelip huydan gidiyoruz” misali…
Dünyaya gözümüzü açtığımızda annemiz-babamız, çevremiz namaz kılıyor, biz de kılıyoruz. Onlar oruç tutuyor, biz de tutuyoruz, hacca gidiyor, biz de gidiyoruz.  
Yani ibadetlerimizi yaparken niye yapıyoruz, uymamız gereken kurallar nelerdir, nelere dikkat etmeliyiz? Bunları düşünüyor, araştırıyor muyuz?
Hayır!
Çevremizdekilerden böyle gördük, aynısını yapıyoruz. Bu anlayışta olduğumuz için, eğer bu gün Türkiye’de değil de, Roma’da dünyaya gelmiş olsaydık belki kiliseye gidiyor alacaktık.  
Ya da Tel-Aviv’de dünyaya gelmiş olsaydık, havraya gidecektik.   
Kısacası çevremizdekiler yapıyor diye yaptığımız için, taklidi ibadet yapıyoruz!
Diyeceğim o ki; okumama hastalığından ivedilikle kurtulmalı, ilim kültüründen olabildiğince yararlanmalıyız.
Yoksa çağın bilimsel ve teknolojik gelişmelerinden geri kalmakla beraber, ibadet noktasında da taklitçilikten öteye gidemeyiz. Bu böyle biline.  
Selam, sevgi ve gönül dolusu muhabbetlerimle…
 
Bilal KARADAĞ
bkaratag02@gmail.com                                                          

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Anket

Sayfalar
Duyurular
Linkler
Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
2013 www.celikhanajans.com tüm hakları saklıdır. Softmedya Haber Scripti Yazılımı