16 Mayıs 2014 17:22
-A +A
Erdal

Kara Kömüre Beyaz Ölüm

Ajans haberlerinde son dakika haberlerine bakınca yüreğim adeta kömürleşti kömür ateşiyle Dakikalar geçtikçe yüreğimi yakan kömür karası ateş giderek büyüyordu İnanmak istemiyordum. Onlar ekmek için oradaydı.

        Yine bir acı, yine bir facia. Ekmek, iş, aş peşindeki canlarımız yine kömür karasına karıştı. Soma madencilerimize mezar oldu. Üç yüze yakın can alan kaza yüreğimi derinden yaraladı. Televizyon ve PC’ye kilitlendim. Bir umut verici haber bekliyordur. Olmadı ve gelmeyecekte saatler ve günler geçiyor…
        Edebiyat öğretmenim güzel insan İsa Çolaker’ in yüreğine misafir oluyorum kömürleşen yüreğimle… Aşık Mahzuni ŞERİF’in  “Madenciler”ini dinliyorum İsa Öğretmenimin kömürleşen yüreğinde…
 Tedbirleri alsak da, takdire başımız eğilseydi! Ama öyle olmadı. Trafo, eski metotlar, uzun çalışma saatleri, az ücret tartışma alanına düştü. Sendikalar da maaş ve ücretten başka bir şey görmüyorlar. Nerde iş güvenliği, sağlık, az çalışma istekleri! Hangi sendika bunları arar ve talep eder? Yok, kardeşim tam bir salon sendikacılığı! "Ne çok acı var " der Cahit Zarifoğlu, nam-ı diğer yedi güzel adamdan birisi. Nereden baksak dökülen bir maden ve madenci gerçeğimiz var.
       Madenci kardeşlerimiz çok zor ve kötü şartlarda çalışırlar. Hepsi alt sınıf ve mütedeyyin aile çocuklarıdır. Orada Nişantaşı, Çankaya çocukları çalışmaz! Maaş bin lira civarıdır... Yüzleri karadır ama kalpleri beyazdır bu kardeşlerimizin. Ne diyor Aşık Mahsuni usta :" Kara kuyular derindir / Burda kalır madenciler / Ücreti bir aferindir / Zehir solur madenciler." Gerçekten karbonmonoksit soluyan işçi kardeşlerimiz Soma ' da emek şehidi oldular. Şair Nabi, hariçten gazel okuyarak, sınıfsal farkı görmeyen ölüsevici sömürücüleri ne güzel tasvir eder :" Nedir bu tertîb-i hükm cümle benî âdem iken / Birisi hane yapar birisi olmuş ırgat…" Birisi hane yaparken, birisi ırgat olur. Bütün herkes insanoğlu iken bu sınıflandırma ne içindir? Niçin sınıf atlatamayız bu gariban millet çocuklarına? Sürekli yeraltı işçiliği kaderimiz midir?
      “Rızık temini yolunda canını veren şehittir” hadisine mazhar olduklarına inandığımız madencilerimize Allah’tan rahmet, yakınlarına ve tüm Türkiye'ye başsağlığı, yaralılarımıza da acil şifalar dilerken; dileriz ki Rabb’im bizlere bir daha böyle büyük facialar yaşatmaz. Somalar olmasın, canlar yanmasın derken, Almanya tipi radikal önlemler de alabiliriz. Tüm maden ocaklarını güvenlik sağlanıp, koşullar sağlanana kadar, geçici süre durdurabiliriz. Böylece felaket tellalı, Nişantaşı madencisi, sokak katillerinin de önünü kesmiş ve ellerinden malzeme alınmış olur. Yoksa daha çok cenazeler görebiliriz. Bir avuç kömür için, bir ömür veren işçi kardeşlerimiz bunu bizden ve sorumlulardan bekliyor.
      Madenciler, kot taşlamacıları vs. işçilerimizin meseleleri bizim meselemiz olmalıdır. Sigorta ödemeyip, Cuma namazı kılan dindar patronajın durumu ne kadar ikirciklidir. Alınteri kurumadan işçi hakkını verin diyen bir kafa yapısına sahip olmalıyız. Kaçak maden, kaçak işçi, kaçak yaşamlar ve kayıp insan yaşamı bizi ilgilendirmez mi? Tek parti faşizmi döneminde zorla ve zorunlu madencilik yaptırılan bir gelenekten geliyoruz. İşte Mükellef türküsünün onur kırıcı öyküsü: Bir zamanlar çok kötü şartlar yüzünden çalışacak kimse bulunamadığından kömür ocaklarında zorla çalıştırılan bir gencin hikâyesi. Kütahya-Tunçbilek'te bir maden ocağı. 1940 yıllarında kömür çıkarımı basit usullerle yapılmaktadır. Kömürün çıkarılması için insan gücüne ihtiyaç vardır. Bunu sağlamak içinde vergi borcu olanlar, askerlik hizmeti bulunanlar, suçlular ve köyde muhtarın belirlediği kişiler(!) zorla yazdırılarak işe alınırlar. Bunlar Tunçbilek’te yapılan bekar pavyonlarında yatar kalkarlar. Çalıştıkları süreler vergiden ve askerlik sürelerinden düşülür. Bunlar belirlerininken köy muhtarlarının çok büyük etkisi vardır ve çalışan kişiler üzerinden belli bir pay alırlar. Yine böyle bir çalışma sırasında maden ocağına giren işçilerin üzerine kaçmamaları için demir kapı kapatılır ve başında da jandarmalar beklemektedir. Eğer kaçan olursa arkalarından kurşun sıkılmakta ve kaçak olarak aranmaktadır. Bir gün ocakta göçük meydana gelir ve kapıların kapalı olmasından dolayı işçiler dışarıya çıkamazlar.
       Yıllardır maden kazalarını yaşar dururuz da, kimse bu faciaların önlenmesi için, elini kolunu kıpırdatmaz. Seksenler, doksanlar, iki binler onlarca can kaybıyla yitirildi. Zonguldak, Çeltek, Sorgun, Maraş kazaların adı genel adı oldular. Ülke birçok bakımdan çağ atlamasına rağmen, iş güvenliği, işçi sağlığı konusunda maalesef ilerleyemedi. Üreten insanımızın canı bu kadar ucuz olamaz, olmamalı da.
Soma faciası bana, bahsi geçen Mükellef türküsü ve gencin hikâyesini hatırlattı.
        Günümüzde bile maden ocaklarındaki göçük altında kalanlara ithaf edilen o parçadan hüzünlü dizelerle bitirelim: Mükellef ilan oldu gelin dediler /cehennem deliğine girin dediler / yeni de kartımı aman, elime de verdiler.//aman da beyim, vay efendim, bu nasıl emir /kapandı kapılar, sürüldü demir /aman da beyim, vay efendim, künyem yazıldı /ilet mezarlığına kabrim kazıldı.//(nakarat) mükellefin önüne astılar bayrak /Ankara'ya gitti gelmedi evrak /elli binliği verem sürgünden bırak//(nakarat) //mükellefin önünde yerli de kantarlar /anafora dadanmış gavur muhtarlar /mükelleften kaçanı sürgün yaparlar.//(nakarat) Zorla madene gönderilmeyen ya da düşük ücretle sömürülmeyen emeklerin olduğu günlerimiz olması dileğiyle; Soma madeninde kaybettiğimiz canlara dua, ailelerine sabr-ı cemil dilerim.
Eyvallah Aşık Hahsuni, Eyvallah İsa Öğretmenim…
Vesselam…

Anahtar Kelimeler : Yasince, ,
Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Anket

Duyurular
Linkler
  • Ekonomi

Arşiv
Günlük Gazeteler
Oku
Ziyaretçi Defteri
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
2013 www.celikhanajans.com tüm hakları saklıdır. Softmedya Haber Scripti Yazılımı